15 Aralık 2011 Perşembe

14.12.2011 BJK:3 - Stoke City:1 UEFA E.League

Kazasız belasız, alnımızın akıyla, hakederek ve zevk vererek UEFA Euro Ligde ilk defa grup birincisi olmayı başardık. Maç esnasında Kievden alınan haberler ve saha içindeki gelişmeler maçın gidişatını çokça etkiledi ve birazda bu sayede heyecanı üst düzey bir maç izledik.
Beraberlik hatta mağlubiyet durumunda bile guruptan çıkabilecek bir puan cetveliyle başladığımız maçta etkili hücumcularımızdan yoksunken kontrollü oynamak kulağa cazip geliyordu. Fakat karşımızdaki ibretlik bir ilkelliği futbol düsturu olarak kabullenmiş takımın üzerimizle gelmekle hatta en basitinden 3 pas yapmakla ilgili en ufak bir girişimi yoktu. 3günde bir maç yapmaya alışmış bizim cengaverler puan politikasını bir kenara bırakmış çatır çatır top oynamaya başlamıştı. Karşısındaki duvarın önünde bol bol paslaşıp denk getirdikleri yerden kaleyi  yokluyorlardı. Fakat punduna getirip 2 kontraya çıkan Stoke bunlardan birinde 30m den sallama bir şutu Egemenin kalçasına teğet geçirip kaleye sokmayı başarınca futbolun acı gerçeklerinden birine şahit olduk. 
Futbol böyle bir oyun işte gol atmak için üstün olmak gerekmediği gibi üstün olduğunda da gol atamamak mümkün. İnönüde bu olaylar cereyan etmekteyken Kievden gelen 2-0 haberi takımı silkinmek zorunda bıraktı ve ikinci yarıda gol bulmak adına Holosko-Pektemek  değişikliğiyle dar alanlarda daha etkili olmayı düşünen Carvalhal beklerinide ileriye sürdü ve rakibi tamamen baskı altına aldı. Bu istekli oyun beraberinde bol pozisyon ve golleri getirirken diğer tarafta 9 kişi kalan Kievde gol yemeye başlamış ve maçın son 20 dakikasında İnönüde bir karnaval havası yaşanmasını sağlamıştı.
Dün akşamki maçta aslında her şeyi bir kenara bırakıp sadece Fernandesi  konuşmak yeridir. Herzaman hissettiğimiz o potansiyeli belkide geldiğinden beri ilk defa bu kadar net gözler önüne serdi. Okadar etkili oldu ki maç esnasında ondan Stoke forumlarında "tartışmasız sahanın kralı" olarak bahsetmeye başladılar. Alıştığımız ortasaha pas trafiğinden başka öne çok etkili derin topları, şutları ve çalımları rakibi çok zor duruma sokuyordu. Yediğimiz gol Fernandesin kaptırdığı bir toptan kaynaklansa da bunu fazlasıyla telafi etmesini bildi.
Penaltı ve kırmızı kartla sonuçlanan pozisyonun yaratıcısı olduğu gibi harika bir penaltı atışıyla adını tabelaya yazdırdı. Peşinden alıştığımız muhteşem kornerlerinden birinde 2. golün hazırlayıcısı oldu. Hele hele bir volesi var ki  gollerden çok daha muhteşemdi.
Gruptan lider çıkmanın önemi çok büyüktü. Zira Şampiyonlar Liginden elenerek gelen güçlü takımlarla eşleşme riski vardı. Bu galibiyetle kendimizi üst torbaya atma şansını yakalamış olduk. Puan cetveline baktığımızda gruptaki tüm takımları yenmeyi başarmış ve maç başına gol ortalamasını 2nin üzerinde tutmuş bir Beşiktaş görüyoruz.
 
Önümüzdeki günlerde bu kupada daha nerelere kadar ilerleriz bilinmez ama grupta içerde ve dışarıda oynadığımız tüm maçlarda göz doldurduk. Çok kötü kuralar çekmezsek en azından bir çeyrek final tadı yaşama şansımız var gibi görünüyor. 2 ay gibi bir boşluk söz konusu bunu devre arası takviyeleriyle değerlendirip takım olma yolunda biraz daha yol alabilirsek bu beklentiyi karşılamış oluruz. Fakat geçen sezonda iyi maçlar sonrasında gruptan çıkmış ama bu 2 ayda baş aşağı gidip eşleştiğimiz Kievden 8 gol yiyerek elenmiştik. Bu yüzden Cuma günü güzel bir kura çekelim ve Avrupa hikayemizi uzun bir süre rafa kaldıralım Şubatta geri döneriz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder