25 Ocak 2012 Çarşamba

24.01.2012 BJK:3 - Gaziantepspor:2 ST Süper Lig

Halihazırda eksik olan takımdan bir de geçen haftaki saçma kırmızıyla İsmaili kaybedince 3/4ü emanetçiden müteşekkil bir geri dörtlü ile çıkacağımız maçta rakibinde önemli eksikleri vardı. Üretkenlik sorunu yaşasak da içerdeki maçlarda bir şekilde bunun üstesinden gelmeyi başarmıştık. Bu maçta da klasik iç saha temposuyla maça başladık.  Gözler İsmailin yerine forma şansı bulan Tanjudaydı hatta rakipte onun kanadıyla fazlaca haşır neşir olmaya çalışıyordu. Fakat Tanju bölgesinde çok sırıtmamış arkada dikkatli olduğu kadar zaman zaman hücumlara da katılmaya çalışmıştı. Diğer emanetçi bek Ekrem ise işin kolayını bulmuş mümkün olduğunca arka tarafta kalarak en azından birincil vazifesini daha iyi yapmayı hedefliyordu. Maçın genelinde skor olarak geride ya da berabere olduğumuzdan özellikle 2. yarı öne yüklenince zaman zaman kendi yarı sahamızda geniş alanlar oluşmasına sebep olduk. Bunlardan birinde Cenkinde gaza gelip kaleyi yanlış terk etmesi sonucu maçın heyecanlı anları başlamış oldu. İçerde kazanma alışkanlığı kazanmış takımın böyle bir kazaya uğramaması için kalan kısa sürede zor bir iş becermesi gerekiyordu. 
Skor olarak geri düşmek artık hocaya tüm kozlarını sahaya sürme zorunluluğu hissettirmiş olacak Pektemek Necip ve Holoskoyla hamlelerini yaptı. Bu hamleler tek başına maçı çevirmiştir denemez maçın kazanılmasında en büyük faktör beraberlikten hoşnutken galibiyet golüne ulaşan Antepli oyuncuların zaman geçirme ve tempo düşürmeye yönelik hareketlere bürünmeleri olmuştu. Bu tarz bir oyunla hem kendi motivasyonlarını kaybetmiş hemde Beşiktaş oyuncularını ve tribünlerini daha agresif olmaya itmişlerdi.
Ayrıca yaptıkları zorunlu değişiklikler yüzünden kalecilerini sakatlandığı halde değiştirememeleri de çok büyük handikap olmuştu. Fakat bundan yeterince yararlanabildiğimizi söyleyemeyiz zira bu dakikalarda kaleyi bulan şutlar atmakta zorluk yaşıyorduk.  Fakat genel olarak üstün oynadığımız ve fazlaca pozisyon ürettiğimiz maçı harika bir uzatma dakikası golüyle kazanmayı becerdik.
Bu gol sonrasındaki mizansenler çok çarpıcıydı. En çok göze batan Carvalhallin sağ açık edasıyla köşe gönderine kadar attığı depar ve takımla bütünleşmesi, golün hazırlayıcısı olan Toramanın golden sonra patlamış kafasından akan kanlara aldırış etmeden yaşadığı coşkusu oldu.
Son haftalarda şanssızlığını kıran ve her maç hem gol atan hemde performansını arttıran Almeidanın bu maçta da attıkları ve kaçırdıklarıyla göz doldurduğu söylenilebilir. Fernandes ilk yarı çok sahneye çıkmasa da ikinci yarı çok fazla sorumluluk alarak harika işler yapmayı yine becerdi. Simao güzel bir asiste imza atmış olsa da hala Q7 etkisi yaratmayı becerecek forma erişemedi. Edu zaten kısıtlı olan kalitesini farklı pozisyonda oynadığı ve şanssız olduğu bu maçta da hiç gösteremedi. Orta sahanın köleleri Ernst-Veli-Necip standartlarını yine korumayı başardılar ve bir zorlu maçı daha arkamızda bıraktık. Biriken sarı kartların cezaya dönüşmeye başladığı bu haftalarda kaybettiğimiz isimlerin yerine sakatlıktan dönenleri koyabilirsek çok iyi olacak. Q7 sakatlığı sürecini puantaj olarak iyi idare ettik. Artık Avrupa maçları ve derbiler yaklaştı ideal 11imizi tekrar sahaya sürmek ve çıkışa geçmek zamanıdır...

1 yorum:

  1. Bu tempoda bu yogunlukta takımdan super bir oyun bekliyemezssiniz.Bekliyeceginiz tek sey takım olmak ve takım ruhuna sahip olmak... o da bizde cokca var ve bu sayade geriden geldimz macı kendi evimizde kazanmıs olduk... Macın en guzel anı son golde hocanın kosusu ve takımın ruhuydu...

    YanıtlaSil